Airsoft Army
30 Nisan 2009 | Yazan: can | Kategori: sokak | Etiketler: askeriye, Doğu Avrupa, Prag | Yorum yok »
Prag. 18.04.09

Prag. 18.04.09





Sevgili arkadaşım kretzsche‘ye teşekkürlerimle (via istiyor.us!)
İlgilenenler için: halay-time, eurosaal, beyaz saray ve ismail YK @ beyaz saray
Hadi Tschüss!
Hakimiyet-i Milliyemizin seneidevriyesini idrak ettiğimiz bu mübarek günde, günün anlam ve önemini ancak idrak etmiş bulunuyorum. Sabah geçgeçinde Çocuk Mehter Takımı denen vakıayla beni tanıştırarak idrakimi kuvvetlendiren Show TV’ye de katkılarından dolayı teşekkürü bir borç bilirim.
Sayın Müdürüm, Saygıdeğer Büyüklerim, Değerli Veliler, Sevgili Arkadaşlarım buyrun şenliğimize:






Sırasiyle Eyüp Belediyesi, Bielefeld, Bursa Yıldırım ya da Manisa Turgutlu. Bunlardan başka Özel Çağrı Koleji, Hollanda, Ankara Yenimahalle Belediyesi ve -sıkı durun- Endonezyalıların çocuk mehteranları bulunuyormuş.
Siz de yavrunuzu keferenin üstüne yeniçeri olarak salmak isterseniz kostümünü satın alabilir ya da kiralayabilirsiniz.
Bunlar dışında adult mehteranlarımızın yaptığı etkinlikler için de bir de sünnet düğünlerinde çalmak bulunuyormuş ki hayretler içinde kaldım. Cumhuriyet ilan olundu diye artık her çükü kesinlen şehzade maşallah: 1, 2, 3
Cuk oturduğunu düşündüğüm Sakallı Celal‘in bir sözüyle bitiriyorum:
“Tanzimat ilan ettik olmadı.
Meşrutiyet ilan ettik olmadı.
Cumhuriyet ilan ettik olmadı.
Biraz da ciddiyet ilan etsek?”

Bu sabah gazetede Marilyn Chambers’ın resmini görünce “Aa noluyor ya yeni bir projesi mi var? Yoksa Tarantino bu sefer bir 70′ler pornosu hommage’ına mı kalkıştı?” diye düşündüm. Ancak haber hayırlı değil. 56 yaşındaki Marilyn Chambers geçen pazar günü Kaliforniya’daki karavanında ölü bulunmuş. Aklıma hemen Behind The Green Door geldi. Fakat bir zamanlar bebek ürünlerini markası Ivory Snow’un reklamlarında oynadığını ve 1977 yapımı kanlı Cronenberg filmi Rabid‘de tozu dumana kattığını bilmiyordum. “Marilyn Chambers kimdir yahu?” diyenler daha fazlasını Wikipedia’dan okuyabilirler. Marilyn mezarında rahat uyusun, hepimizin başı sağolsun…

Öncelikle tabii ki böyle bi screenshot yok, ben yaptım bunu. (Meali: montacdır, kompledir!) Haberi görmüşsünüzdür. Lakin ne garip bi ülkedeyiz akşam kızdığıma sabah kızamıyorum, yok gene ergenekon bilmemne. Şunu bile gece hazırladımdı gireyim mi girmeyeyim mi ikirciklerden ikircik beğendim şimdi. Sıkıldım ya vallahi sıkıldım.
Tayyip amca, Atatürkçülere kızma hakkımı elimden alma e mi!
Sabah sabah anca bu kadar, daha uzun yazmak sahiden içimden gelmiyor.
Böyle şeyler ancak Dilbert’ta olur sanırdım!

Tasarland isminden de başlayarak on nümero bir site hararetle tavsiye ediyorum. Sultanahmet/Sirkeci kartpostallarından hazır Powerpoint şablonlarına uzanan görselleriyle; kah Can Dündar frwrdçısı arkadaşınızı, kah sunum çılgını işletme hocanızı anarak hoş anlar geçireceksiniz. (Ben bugün festival kitapçığı okudum)



Bu seneki transmediale’denin en başarılı işlerden biri Urs Dubacher’in Specialità di Silicio projesiydi. Herr Dubacher yarım saatlik performansında çiplerden, LED’lerden, anakart parçalarından enfes pizzalar yaptı. Hardware pizzaların iştah kabarttığını söylesem, oburluğuma verip ciddiye almayacaksınız ama gerçekten öyleydi. Yemedim. Yiyemedim.

Eğer siz de uslu bir suser olursanız bir gün bu reklamı görebilirsiniz.
zZz | Grip from Ivo de Jongh on Vimeo.
Bu videoyu bir süredir tekrar tekrar izliyorum ve ilgili arkadaşlara da izletiyorum. “İlgili” dedim çünkü bu videodan maksimum keyif almak için azıcık önbilgiye ihtiyaç var. Eğer After Effects, Combustion, Shake vs. gibi bilgisayar temelli video işleme programlarına biraz aşinaysanız veya en azından arayüzlerinin neye benzediği hakkında biraz fikriniz varsa süper ama yoksa da çok dert değil. Koreografi de başlı başına notlandırılabilir. Bu postu, post-prodüksiyon işlerinde olup da bilgisayar başında dirsek çürüten tüm emekçi kardeşlerime adıyor ve ”aa bakın her şeyin analogu da mümkün diyerek” hepsine sevgilerimi gönderiyorum.

Bugün “ulan iyi ki bunlar devrimi yapmamış ha” lafını sarfetmiş bulundum, feodalizmi devrimcilik diye önce kendileri yemiş sonra da kamusal alanda yedirmeye çalışan abileri görünce. Hayır şimdi göz var izan var, köylü abla tasviri yerine şu çok daha güzel bir görsel değil mi? Senelerce “istediğin eve girip şapkayı/ bastonu asıp istediğinle oluyomuşun bu kızıllar ahlaksızın önde gideni bayrak tutanı” propagandasına karşı, vay efendim “bacı” vay efendim “yarin yanağından gayrı”… Sarılındıkça sarılınmış ahlakçılığa. Hayır tersine tam da “öyleyiz hocu şahane ortam var su çok güzel sen de gelsene” denileymiş diyorum. Fena mı olurdu? Feministler gülsün. Adaaaam sen de!.. (Resimaltına haber sallama servisi gururla sundu)