Aldırma 128!

10 Ekim 2009 | Yazan: ozan | Kategori: ahval ve şerait | Etiketler: , , , , | Yorum yok »

dsc07907

Nicedir hani “demokratikleşiyoruz” ya, tartışılıp duruluyor okullarda andımız kaldırılsın mı, üniforma kaldırılsın mı… Biz de ucundan müdahil olalım. Önce üniforma meselesi: Tevhid-i Tedrisat‘tan bugüne üniformalar revizyona uğradı. Kara ilkokul önlüklerini sanırım bu yazıyı okuyan herkes biliyordur, hiç değilse fotoğraflardan görmüştür. Daha evvelinde liselerde kız öğrenciler de aynı önlüğü giymekteydi malum. Hatta devrin kız öğrencileri arasında hayli meşhur olan “sepet sepet yumurta” kabilinden bir başka hatıra defteri klişesi de “siyah önlükle başarılar, beyaz gelinlikle mutluluklar”dı. Hani ya bir de “Şapka Devrimi” yapmıştık ya, ortaokul ve liseye giden erkek öğrenciler de kasket takmak zorundaydı. Yeni kuşaktan buna vakıf olanların sayısı orijinal Hababam Sınıfı‘nı okuyanların sayısına denktir diye tahmin ediyorum. Uygulama devam etseydi bizde de belki Angus Young (AC/DC) ya da Rick Nielsen (Cheap Trick) gibi rockstarlar olurdu bugün, kimbilir.

Adına Öğrenci Andı ya da Andımız denilen ve kimileri tarafından kutsal/değiştirilemez kabul edilen ezber metninin ise durumu hayli ilginç. Reşit Galip‘in zamanında yazdığı andın bugün okunup okunmadığından şüpheliyim. Zira dönem dönem anda ekleme çıkarma uygulanmış: >>29 Ağustos 1972 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan İlkokullar Yönetmeliği’nde andda yer alan “budunumu” kelimesi “milletimi” olarak değiştirilirken, “Türküm, doğruyum, çalışkanım” diye başlayan cümle ile en sonda yer alan “Ne mutlu Türküm diyene” cümlesi eklendi.<< Yani 1933′ten 1972′ye ~40 sene, Atatürk’ün bu meşhur sözleri olmadan okunmuş bu and. Bir de bu değişikliğin 12 Mart Muhtırası sonrası, teknokrat darbe hükümetlerinin bir icraati olduğunu eklemekte fayda var. Dönemin Milli Eğitim Bakanı, daha sonra 1. MC ve 12 Eylül hükümetlerinde de çeşitli bakanlık görevlerinde bulunmuş.

Yukarıdaki fotoğrafı geçen sene bir kırtasiyede çekmiştik. Okul Yasası adında böyle bir metin resmi değildir sanıyorum. Akıllı kırtasiye üreticilerinin birinin icadı olsa gerek. Öyle görünüyor ki çocukları da birey olarak görüp, doğruları ve yanlışları gerekçeleriyle, nedenleriyle onlara açıklamak yerine; ezber metinler, yasa(k)lar, tabelalar, üniformalar dayatmayı daha çok yapacağız. Resmi uygulamalar değişse bile, cin fikirli başka girişimciler çıkıp buna devam edecek. Çünkü sektör büyük, para tatlı, kar etmek güzel. Her resmi olmayanın sivil, her sivil olanın da özgür olmadığını akılda tutmaya devam ederek, Ece Ayhan’ın o meşhur şiirini okumakla yetinelim şimdilik.


Mülksüzlerin mülkü

26 Temmuz 2009 | Yazan: ozan | Kategori: şiir | Etiketler: , | Yorum yok »

Türkçe’nin en sivil ve en sevdiğim şairi Ece Ayhan‘ı, 12 Temmuz ölüm yıldönümünde anayım demiştim ya kısmet bugüne imiş. Allahtan herkes benim gibi tembel değil bu konuda. Şairin Çanakkale’de yeni yapılan -Meçhul Öğrenci Anıtı- mezarına ve düzenlenen anma etkinliklerine bakmak isterseniz, buyrun: 1,2,3,4 Yazının başlığı Mülkiyeliler Birliği’nin “Mülksüz Mülkiyeli Şair” pankartından apartma. Yalnız şair için değil şiirleri için. Aşağıdakileri izlediğinizde bana hak vereceğinizi düşünüyorum.

Seneye Çanakkale’de görüşmek dileğiyle!

Link: Ece Ayhan - Mor Külhani

Link: Ece Ayhan - Fayton

Link: Ece Ayhan anlatıyor