Turhan Selçuk (1922-2010)
12 Mart 2010 | Yazan: ozan | Kategori: illustrasyon, kültürfizik | Etiketler: Abdülcanbaz, çizgiroman, karikatür, kimler geldi kimler geçti, Turhan Selçuk | Yorum yok »Ustanın anısına, saygıyla…
Ustanın anısına, saygıyla…

Hayır hiç şakacı bir adam değildi benim gözümde David Carradine. Şakaya hiç gelemezdi hatta…
03.06.2009 gecesi, David Carradine son filmi Stretch’in çekimleri için gittiği Bangkok’taki otel odasında ölü bulundu. Tayland ulusal polis yetkilisi Korgeneral Vorapong Çuvpreça, boynunda ve cinsel organında sarılı perde ipiyle dolaba asılı halde bulunan Carradine’ın intihar etmişe benzemediğini belirterek, “oyuncunun, tek başına uyguladığı bir cinsel fantezi kazasının kurbanı olabileceğini” kaydetmiş. Çok vahim bir iddia…Otopsi sonuçları üç haftaya kadar belli olacak. Ama eğer iddialar haklı çıkarsa umarım Carradine sadece ölüm şekliyle hatırlanmaz. Rabbim kimseyi bu hallere düşürmesin diyor, herkesi 2 dakika 25 saniyeliğine yukarıdaki Kung Fu jeneriğini izleyerek saygı duruşuna davet ediyorum.
Birkaç ay önce Berlin, Hamburger Bahnhof‘ta vuku bulan son derece başarılı Joseph Beuys sergisinin ardından Beuys’un sadece bir sanatçı olarak algılanmaması gerektiğine, onun bir teorisyen, akademisyen ve aktivist olarak da kulak verilmeyi hakkettiğine bir kez daha kanaat getirdim.
Beuys’un Yeşiller’in açık destekçisi olduğunu, hatta Yeşiller’in o dönemki teorik altyapısına önemli katkılar sağladığını Beuys hakkında az biraz okumuş herkes bilebilir. Fakat 1982 yılında Yeşiller’in seçim kampanyası için stüdyoya girdiğini ben bilmiyordum. Bu video, Beuys’un, bayat tabiriyle, “renkli” kişiliğine ekilen bir tuz-biber olarak düşünülmemeli sadece. Davasına bu kadar bağlı, değişime ve dönüşüme bu kadar inançlı insanları bugün güncel sanat cephesinde görmek oldukça zor. Mikrofonun kablosu yetişmediği için sahne önüne gelemiyor olmasını dert etmemesindeki o asil duruşu, rejiden aldığı “Abi, biraz daha canlı!” komutlarını yerine getirmeye çalışırken gösterdiği naif çabayı, ama her şeyden önemlisi bir takım çevrelerin ona kahkalarla gülmesine, onların rakı sofrası muhabbetlerine malzeme olmasına kulak asmayışındaki cesur ve “cool” tavrı sonsuz kere takdir etmek ve örnek almak gerekir diye düşünüyorum.
Şarkının ismi “Sonne statt Reagan”, türkçesi “Reagan yerine güneş”. Buradaki kelime oyunu önemli, keza Almanca’da “Regen”, ”yağmur” anlamına geliyor; yani eşseslilikten faydalanılarak bir benzetme yapılmış diyebiliriz. Bu kadar laftan sonra nakaratı da hızlıca çevireyim:
Çünkü biz Reagan yerine güneşi istiyoruz
Silahlanmadan yaşamak istiyoruz!
Batı veya Doğu farketmez
Bütün roketler paslanmalı!

Bu sabah gazetede Marilyn Chambers’ın resmini görünce “Aa noluyor ya yeni bir projesi mi var? Yoksa Tarantino bu sefer bir 70′ler pornosu hommage’ına mı kalkıştı?” diye düşündüm. Ancak haber hayırlı değil. 56 yaşındaki Marilyn Chambers geçen pazar günü Kaliforniya’daki karavanında ölü bulunmuş. Aklıma hemen Behind The Green Door geldi. Fakat bir zamanlar bebek ürünlerini markası Ivory Snow’un reklamlarında oynadığını ve 1977 yapımı kanlı Cronenberg filmi Rabid‘de tozu dumana kattığını bilmiyordum. “Marilyn Chambers kimdir yahu?” diyenler daha fazlasını Wikipedia’dan okuyabilirler. Marilyn mezarında rahat uyusun, hepimizin başı sağolsun…